Nanoteknoloji Çağında da Yaya mı Kalacağız?
Nanoteknoloji Semineri sırasında yapılan konuşmalardan öğrendiğim, ileri ülkelerin ayırdığı araştırma geliştirme paraları ve fonlar, üniversite müfredatlarnda yaptıkları düzenlemeler ve yapılan tüm faaliyetlerden anladığım kadarıyla korkarım endüstri devrimi, bilişim devrimi derken bu nanoteknoloji devriminde de yaya kalıp pazar olmaktan başka birşey yapamayacağız.
Görebildiğim kadarıyla mekatronikten çok daha fazla disiplinlerarası çalışmayı gerektiren yeni bir alan bu nanoteknoloji. Kendisi nano ama boyutları ve potansiyeli çok büyük. Kanaatim odur ki pekçok bilimsel alanda yüzyıllarca öncesine geri gidiyoruz sanki. Eskiden bilim ya da ilim adamları bildiğimiz gibi sadece tek alanda uzmanlaşmazlardı. Matematik, astronomi, kimya, fizik hepsi hatta sosyal bilimler hepsi birarada buluşurdu. Bu eğilimi enformatik ve mekatronik alanında da görüyoruz. Artık insanların tek bir meslek bilmesi yetmiyor.
Nanoteknoloji konusunda Amerikada 40 üzerinde patent almış bir nanoteknoloji profesörünün (Illinois Üniversitesi) semineri vardı bu hafta. Profesörün seminere başladığında ilk ifadesi ‘nanoteknoloji konusunda bilgim nano’ oldu. Nanoteknoloji, kanımca önümüzdeki yıllara damgasını vuracak konuların başında. Belki de Endüstri Devrimi, Bilişim Çağı derken Nanoteknoloji Çağına giriveririz.
Basit tanımlamalara rağmen nanoteknolojinin arkasında muazzam bir potansiyel ve bunun yanında bir o kadar da güçlükler yatmaktadır. Zaten mühendislerin var olma nedenleri de problemlerin olması değil midir?
Bir nanoteknoloji profesörünün nanoteknoloji bilgisi eğer nano olursa herhalde konuya yeni olan birisi olarak benimki nanonanometredir (Yani milyarda birin milyarda biri). Çok yeni bir alan olmasına rağmen nanotüpler (nanotubes) ve nanparçacıklar (nanoparticles) olarak pek çok ürün hayatımıza girmeye başladı bile. Örneğin reklamlarda gördüğümüz kendi kendini temizleyen nanoboyalar, nanokozmetik ürünleri vs vs.
ABD’de nanoteknoloji çalışacak herhangi bir öğretim üyesi isterse sosyal alanda olsun (örneğin nanoteknolojinin etik incelemesi) pekçok grant alabiliyor. Nanoteknoloji, şu anda milyarlarca dolarlık bir arge sektörü durumunda. Çok yakında bunların ürünlerine tonla para verip almaya aday olacağız yine anlaşılan. Örneğin, hücrenin içine girip kanserli hücreyi nanoçekiçle kafasına vura vura yok eden bir nanomakine yaparlarsa hiç şaşırmam. Herhalde en gelişmiş (!) hastanelerimiz de bu gözle görülmeyen aletlere milyonlarca dolar bayılır.
Gelişmekte olan ülkeler olarak bu yeni çağda da geri kalacağız anlaşılan. Endüstri devriminde yayaydık, bilişim devriminde son anlarında yakalamaya çalıştık şimdi de nanoçağında yine aynı…
Çok yazık…
Ne dersiniz?
on Haziran 29th, 2007 at 06:28
Gelenekcil toplumlarda yeni şeylerin kabullenilmesi çok zaman alabiliyor. hele ki bizim gibi adet ve geleneklerine bağlı bu ülkede yeni şeylerin kabullenilmesi, hayatımıza yerleşmesi zaman alıyor. sonucunda da gelişim yavaş ilerliyor. dikkat edin; gelişmiş ülkelerin insanları gelenekçi değildir. Bu da onların her yeni değişime açık olduğunu gösterir. bizim gelişebilmemiz için önce kendimizi değiştirmemiz gerektiğine inanıyorum…
on Aralık 26th, 2007 at 23:38
Spam yorumu oldugundan yazi ve link kaldirildi