Türkiye’de Hizmet Ağırlıklı Önlisans Eğitiminin Niteliği ve Özel Sektörün Beklentileri
TÜRKİYE’DE HİZMET AĞIRLIKLI ÖNLİSANS EĞİTİMİNİN
NİTELİĞİ VE ÖZEL SEKTÖRÜN BEKLENTİLERİ
İsmail GÜMÜŞ*
*Yard.Doç.Dr. igumus@sakarya.edu.tr,
Sakarya Üniversitesi, Sakarya Meslek Yüksek Okulu
Özet
Günümüzde önlisans seviyesinde hizmet ağırlıklı mesleki eğitim veren Meslek Yüksekokullarının (MYO) sayısı her geçen gün artmakta hatta plansız bir şekilde ve gün geçtikçe de artmaya devam etmektedir. Bu okullara duyulan ihtiyacın ne seviyede olduğunun belirlenmesi, eğitim kalitesi bakımından istenilen seviyeye getirilebilmeleri için acil önlem almayı gerekli kılmaktadır. İş piyasasının işleyişinin, kamu ve özel sektör kuruluşlarındaki işgücü niteliklerine yönelik beklentilerin analiz edilip bilinmesi gerekir. Bu çalışmada; ülkemizin değişik il ve ilçelerinde eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüren, hizmete yönelik MYO’ların ülke ve dünya gerçeklerine uygun, kaliteli, teorik ve pratik eğitimlerini tam manasıyla tekamül ettirmiş, birer meslek elemanı öğrenci olarak yetiştirilebilmeleri için nelerin yapılıp nelerin yapılmaması gerektiği konusunda somut öneriler ortaya konulması amaçlanmıştır. Konu ile ilgili olarak işveren, işgören ve öğretim camiası ile öğrencilerin beklentilerinin neler olduğu, neler yapılması gerektiği vb. konularda bir anket çalışması ile görüşlerine başvurulmuştur. Anket çalışmasının sonuçları tablolar halinde çalışmada kullanılmış olup; Bu amaca yönelik yaptığımız anket çalışmasından elde edilen veriler ve yüzyüze yaptığımız görüşmelerden elde ettiğimiz bilgiler, düşünce ve önerilerimizi destekler mahiyette sonuçlar elde etmemizi sağlamıştır.
Anahtar Kelimeler: eğitim kalitesi, nitelikli işgücü, işgücü ve eğitim, ara insangücü
1. G İ R İ Ş
Ülkemizde ön lisans eğitimi veren yüksekokullar, 1982 yılında yürürlüğe giren 2547 Sayılı yasa ile yüksek öğretim sistemimize dahil edilmiş, gerekçe olarak da iş piyasasının gereksinim duyduğu “ara insan gücü” nün yetiştirilmesi gösterilmiştir. Aradan 16 yıl gibi uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen; gerek fiziksel koşullar, gerek öğretim elemanlarının kalite ve kantite bakımından yetersizliği ve gerekse öğrencilerin iki yıllık eğitim kurumu olarak, Meslek Yüksekokullarını tam olarak kabullenemeyişleri ile, eğitim-öğretim esnasında yeterince uygulama olanaklarının sağlanamaması, özel sektör kuruluşlarının ön lisans mezunlarını istihdam etmede isteksiz davranmaları gibi nedenlerle, bu okullardan beklenen verim tam manasıyla elde edilememiştir.
İş dünyasının talep ettiği hizmete yönelik nitelikli elemen sayısı ile, bu okullardan mezun olan öğrenci sayısı arasında çok büyük dengesizlikler bulunmaktadır. Dengesizlikler aynı zamanda eğitime açılan bölümler itibariyle de mevcuttur. Hiç ihtiyaç olmadığı halde, sadece üniversite kapısında bekleyen öğrenci sayısını azaltmak amacıyla açılan, çok sayıda bölüm ve program bulunmaktadır. Mali kaynakları son derece kısıtlı olan ülkemizin, bu türden yanlış uygulamalarla kaynak israfına yol açılmaktadır.
Esasen bu iki yıllık ön lisans mezunlarını iş piyasasının aradığı şartlara kavuşturmak, eğitim düzeylerini yükseltmek, uygulamalı eğitime ağırlık verilerek ülke kaynaklarının israf edilmesini önemli oranda önlemek mümkündür. Bu alanda, çağdaş eğitimin gereklerine ve ülke gerçeklerine uygun davranmak, özel sektör olanaklarını hem teorik hem de pratik eğitimde devreye sokmak ve öğrencileri hizmete yönelik ön lisans eğitimine, orta öğretim aşamasından itibaren ülke ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirmeye çalışmak, sorunları önemli ölçüde halledecektir.
Araştırmamız; MYO öğretim elemanları, öğrencileri ile iş verenlere uygulanan ve değişik konuları içeren sorulardan oluşan anket sonuçları ile, yüz yüze görüşme sonuçlarına dayanmaktadır. Netice itibariyle; İşverenler çalıştırmak istedikleri MYO mezunlarında ne gibi şartlar aramaktadırlar, öğrencilerin mezuniyetlerinin akabinde iş hayatına atıldıklarındaki beklentileri nelerdir, öğretim elemanlarının istekleri, iş piyasası ile okullar arasında nasıl bir ilişki kurulmalıdır gibi hususlar irdelenerek, ülkemiz açısından somut öneriler geliştirilmesi amaçlanmıştır.
Bu amaçla değişik ölçekteki 120 işletme, 300’er Turizm ve Otelcilik, İşletmecilik, Muhasebe ve diğer sosyal branş öğrencisi ve 50’yi aşkın mesleki eğitimde görev alan öğretim elemanı anket çalışması veya yüz yüze görüşmeye tabi tutulmuştur. Çalışmamız; ayrıca sosyal amaçlı eleman yetiştiren MYO mezunları ile, iş piyasasında aranan niteliklere sahip, ara insan gücünün sahip olduğu özelliklerin, nitelik yönleriyle karşılaştırılmasını da içermektedir.
2. MESLEKÎ EĞİTİMİN AMACI VE ÖNEMİ
Ülkemizde uygulanan mesleki ve teknik eğitimde, stratejik açıdan sorunlar ve yetersizlikler söz konusudur. Özellikle branşlara yönelik okullaşma çok ağır işletilirken, diğer yandan gelişigüzel okullaşma hızlı bir şekilde sürdürülmektedir. Bir mesleğe yönelik eğitim veren okullar için, altyapı yatırım eksiklikleri, finans ve araç-gereç yetersizliği önceliğini korumakta iken, mevcut eğitimin sanayi ve hizmet sektörlerinden kopmaya, eğitimin insan gücü ihtiyaçlarına göre düzenlenmemesine yol açmaktadır.
Bu günün mesleki eğitiminde uygulanan okul programlarının, gerçek ihtiyaçlara göre düzenlenmediği, bu okulların içe dönük, iş piyasasından kopuk olduğu, faaliyetlerin değerlendirilmesinde belirli bir sistemin uygulanmadığı, mesleğe yönlendirme, sınıflandırma ve mesleklerle ilgili rehberlik hizmetlerine gereken önemin verilmediği görülmektedir. Bu alanda yapılan uygulamaların geleneksel ölçülerle sınırlı kaldığı bilinmektedir (1). Türkiye’deki mesleki eğitim ile ilgili uygulamalar üç değişik şekilde gerçekleştirilmektedir. Bunlar;
a) Lise seviyesinde mesleki eğitim,
b) Ön lisans seviyesinde mesleki eğitim,
c) Lisans seviyesinde mesleki eğitim.
Bu çalışmada özellikle ön lisans düzeyinde eğitim veren MYO’lar ele alınmıştır. Çünkü bu okullar ve bu okullarda okuyan öğrenci sayısında hızlı artışlar olmuştur. Bu artış mesleki eğitime duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmamıştır. Mesleki eğitim her ülke için kaçınılmaz bir olgudur. Ancak, klasik eğitim anlayışından uzaklaşarak, bilim ve teknolojinin gelişmesiyle hızla değişen bilgi ve becerilerin, mesleki eğitim alanlara aynı şekilde yansıtılması gerekmektedir.
Ülkemizde meslek liseleri haricinde, mesleki eğitim ile ilgili eğitim veren MYO’ ların eğitimle ilgili durumları, iyi analiz edilerek ülke ve dünya gerçeklerine uygun hale getirilmelidir. Üniversitelerimizde yaklaşık 210 MYO’ da mesleğe yönelik eğitim-öğretim veren iktisadi ve idari programların sayısı ikili öğretim yapanlar dahil yaklaşık 600 civarındadır.
Aslında bu okullar için temel esas; eğitim felsefesi, eğitim metodolojisi, öğretim elemanlarının nosyonu, eğitim kurumlarının yapısı, işyerleri ile öğrenci velilerinin bu eğitimden beklentileri nelerdir? Bunu belirleyip örgütlenme bu şekilde gerçekleş-tirilmelidir. Benzer konularda geniş kapsamlı ve çözüme yönelik araştırmalar yapılarak ülke şartlarına göre değerlendirilmesi artık bir zorunluluktur.
Özellikle sosyal içerikli mesleki eğitim veren üniversitelerimiz bünyesindeki MYO’ larda okuyan öğrenci sayısı yaklaşık 30.000 civarındadır. Bu rakama Açık Öğretim Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren benzer programların yaklaşık, 300 bin civarındaki kontenjanı da eklendiğinde, ülkemizin ihtiyaçlarının çok daha fazla bir sayıya ulaşıldığı görülür.
Aslında 1980 sonrası dönemde, ülkemizde mesleki eğitime yönelişin, yüksekokullar düzeyinde hızlandığı bilinmektedir. Temel eğitimden sonra ön lisansa dayalı mesleki eğitime devam eden öğrenci sayısında da aynı oranda artış olmuştur. Ancak temel eğitimden gelen öğrenciler yüksek formasyonlu mesleki eğitimde fazla başarılı olamamışlardır. Bu sebeple mesleki formasyonun temel eğitimden sonra uygulamalı ya da, mesleğe yönelik eğitim veren meslek liselerinin sayısı arttırılmalıdır. Meslek liselerinin sayının arttırılması ile gerçekleştirilmelidir. Diğer yandan bu okullarda branşa yönelik eğitim alan öğrenciler, aynı şekilde eğitimlerini mesleğe yönelik olarak MYO’larda tamamlamaya yöneltilmeli ve özendirilmelidirler.
Bir meslek sahibi olmak için mutlaka MYO ya da diğer yüksekokullardan mezun olmak tek başına yeterli değildir. Mesleki formasyonu veren meslek lisesinde eğitim başlamalı, aynı branşta yüksekokulda devam etmelidir. Gelişigüzel bir eğitim yapılması, ülke gereksinimlerine uygun plan ve programların olmayışı, bu okullarda okuyanları ümitsiz bıraktığı gibi, bireysel ve ulusal kaynakların boş yere harcandığını da ortaya koymaktadır.
Gelişigüzel ve boşa harcanan bu kaynaklardan en önemlileri; önce insan sonra eğitim için yapılan harcamalar, emek ve zaman kayıplarıdır. Aslında günümüz dünyasında kullanılan kaynakların en önemlisini, insan kaynakları oluşturmaktadır. Bu kaynağın eğitim ile verimli hale getirilmesi, kaynak israfını önemli ölçüde azaltacaktır. Mesleki eğitim ile;
a) İnsanlara mesleki yeterlilik kazandırılır,
b) İnsanlara nitelik kazandırılır,
c) İş görenlerin mevcut nitelikleri geliştirilebilir,
d) Çalışma hayatındaki verimlilik ve kalite arttırılabilir.
Bu açıdan mesleki eğitime ağırlık verilirken, piyasa ile uyumlu müşterek eğitim programları dikkate alınmalıdır. Eğitim tüketime yönelik değil, üretime yönelik olmalıdır. Aksi taktirde eğitime yapılan harcamalar boşa gitmiş olur.
Mesleki temel eğitimin ülke gereksinimlerine yanıt verecek tarzda yeniden tasarlanması gerekmektedir. Bu açıdan, mesleki temel eğitimin liseler düzeyinde başlatılması ve bu temel eğitimden sonra, MYO’lara yönlendirme yapılarak daha da ileri götürülmeli, böylece mezunlara yüksek seviyede mesleki eğitim formasyonu verilmesi mümkün olabilir. Böyle bir yapılanma, eğitim kaynaklarının yararlı bir şekilde kullanımını sağlayacaktır.
2. MESLEKÎ ÖN LİSANS EĞİTİM VE ÖĞRETİMİ
Çok önemli bir fonksiyon icra etmesi gereken ve mesleğe yönelik nitelikli eleman yetiştirmeyi amaçlayan MYO’ ların eğitim kalitelerinin yükseltilmesi gerekir. Bu amaçla, orta öğretimden itibaren yönlendirme başlamalı ve öğrencilerin kısa yoldan meslek sahibi olmalarını sağlamak amacıyla, kabiliyetlerine uygun mesleki branşlara yönelmeleri, rehber öğretmenlik müessesesi çalıştırılmak suretiyle sağlanmalıdır.
Yine bu amaçla orta öğretimde karma liseler yerine daha sipesifik alanları da kapsayacak şekilde meslek liseleri oluşturulmalı, bu liselerden mezun olanların da aynı branşlarda eğitim veren MYO’lara yönelmeleri sağlandığı taktirde, MYO’lardan yetişen ara insan gücü daha nitelikli ve bilgili olarak iş piyasasına girmiş olacak ve daha kolay istihdam edilmeleri mümkün olacaktır.
Yüksek düzeyde ön lisansa dayalı okulların yerine mesleki eğitim veren liselerin sayılarının arttırılması, dolayısıyla temel mesleki eğitimde yeniden yapılanmaya gidilerek, çok çeşitli branşlarda mesleki eğitim veren liselerin yeniden yapılandırılması gerekir. Örneğin Tarım ve Hayvancılık Meslek Liseleri, Sağlık Meslek Liseleri, Ticaret Meslek Liseleri, Hukuk ve Adalet Meslek Liseleri, İşletmecilik Meslek Liseleri, Muhasebe ve Vergi, Maliye-Ekonomi, Turizm ve Otelcilik, Eğitim, Kooperatifçilik gibi ihtiyaç duyulan alanlarda meslek liseleri kurulmalı ve mevcutların sayıları ıslah edilerek arttırılmalıdır.
Meslek liselerinden mezun olanların bir kısmının, iş piyasasına yöneltilerek mesleki sahadaki işlere yönelmeleri mümkündür. Ancak meslek lisesi mezunlarının önemli bir bölümünde, edindikleri formasyonun üzerine yeterli düzeyde yüksek mesleki eğitim formasyonu kazandırılması yolu da açık tutulmalıdır. Bu tür yüksek mesleki eğitim formasyonu, genelde iş piyasasının ara eleman ihtiyacını karşılayacak MYO’lar aracılığı ile verilmeli ve piyasanın ihtiyaçlarına cevap verebilecek tarzda olmalıdırlar.
Yani mesleki yüksek öğretimde faaliyet gösteren MYO’lar; gerek fiziki kapasiteleri, gerekse öğretim elemanları ve gerekse piyasaya yönelik uygulama olanakları ile, öğrencilere en iyi mesleki eğitim formasyonunu kazandıracak tarzda yapılandırılmış olmalıdırlar. Dolayısıyla yüksek maliyetli olan, yüksek öğretim imkanları, daha rantabl olurken, daha kaliteli ve daha verimli ve aranılır duruma getirilmesi sağlanmalıdır. Mevcut haliyle hem pahalı bir eğitim hem de kalitesi düşük bir süreç söz konusudur. Bu okullarda okuyan öğrencilerin birçoğu daha önce temel mesleki eğitim almamış öğrencilerin, mesleki eğitim açısından yetersizliği gibi nedenlerden dolayı MYO’lardan mezun olsalar dahi, piyasada kabul görmemeleri sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Bu sonuç hem kaynakların boşa harcandığını, hem de pahalı bir eğitim yapıldığını ortaya koymaktadır.
3. MESLEKÎ ÖN LİSANS EĞİTİMİNDE MYO-SEKTÖR İŞBİRLİĞİ
Ara insan gücü yetiştirilmesi iddiası ile kurulup örgütlenen MYO’larda, işletme tecrübesi sınırlı akademisyenlerin sayısı azımsanmayacak sayıdadır. Bu durumda öğretim elemanlarının yaz aylarında, işletmelerde araştırma ve inceleme yapmaları ve yeni ders planlarının oluşturulmasında, iş piyasasının ihtiyaçlarına uygun olacak şekilde esnek davranılması, mesleki yüksek öğretimde başarı için zorunluluktur.
İş dünyasına kendisine nitelikli eleman yetiştirmeyi amaçlayan MYO’ların öğrencilerinin daha nitelikli yetiştirilmelerini sağlamak amacıyla büyük görevler düşmektedir. MYO öğrencilerine işbaşı eğitimi amacıyla işletmelerinin kapılarını imkanlar dahilinde açmalı, onların daha nitelikli yetişmeleri açısından, işletmelerinde staj yapan öğrencilerin çok ciddi bir şekilde staj çalışmalarını denetlemelidirler.
Stajyer olarak çalıştırdıkları öğrencilerden işe yatkın olanlarını, işletmenin ihtiyaçları doğrultusunda istihdam yoluna gitmeli, böylece öğrencilerin moral motivasyon kazanmaları sağlanmış olacağından, onların da daha istekli pratik çalışma yapmalarını temin etmiş olacak ve mesleki ön lisans eğitimine yönelişi hızlandıracaktır. Ülke olanaklarının kısıtlı olması nedeniyle, tam olarak laboratuar imkanları sağlanamayan okullarda, öğretim elemanlarının yeni gelişmelere ayak uydurabilmelerini temin etmek bakımından, belirli periyotlarla işletmelere kabul edilerek onların bilgilerini tazeleme ve yeni gelişmelere ayak uydurmalarını temin etmek faydalı olacaktır.
Bu tür uygulamalara örnek olarak; İşletmelerde öğrencilerin yaz aylarında bitirme projeleri, bitirme tezleri, ya da yıl içi çalışma derslerinin, uygulamalı olarak branşlarına uygun işletmelerde yapmaları ve bu konuda öğrencilere destek sağlanması gerekir. Ara eleman yetiştirmek üzere yüksek nosyonlu eğitim veren MYO’ ların, işletmelerle işbirliği henüz istenilen seviyede değildir.
İdeal bir üniversite-işletme işbirliği oldukça zor görünse de, bu işbirliğinin hem işletmeler, hem ara eleman yetiştiren yüksekokulların ayrıca da ülke kalkınması için, yasal bir zemine oturtularak özel ve kamu kuruluşlarının bu birlikteliğe katkı sağlamaları gerekir. İşletmeler, piyasaya sunulan mesleki eğitim almış elemanların kullanıcısı durumundadırlar. Yani iş piyasası eğitimli insanlar için talep eden konumundadır. Meslekî eğitim almış insanın talep edilmesi, onun istihdam edilmesi ile mümkün olur. İstihdamdaki olumlu-olumsuz etkenler ile verimlilik arasındaki ilişki, işverenlerce gayet iyi görülmektedir, ya da daha iyi bilinmektedir. Bu nedenlerle mesleki eğitim almış iş gücünün nitelikli ve verimli hale getirilmesi için, iş dünyasının görüş ve önerileri doğrultusunda, ihtiyaç duyulan branşlarda eğitimin yapılmasına yönlendirilmesi gerekir. Bu durumda toplumun mesleki eğitim kararları ile, mal ve hizmet üreten işletmelerin, işbirliği halinde hareket etmeleri, hem kalkınma açısından hem de kaynakların israf edilmesi açısından çok önemli bir adımdır. Ancak bu taktirde mesleki yüksek eğitimde yapılan harcamalar boşa gitmemiş olur
4. ARAŞTIRMA SONUÇLARI VE İRDELENMESİ
MYO mezunlarının yetiştirilmesi, istihdamı ve kendi işlerini kurabilmeleri açısından, nelerin yapılıp nelerin yapılmaması gerektiği gibi hususlara yönelik uygulama çalışmamızdan ve yüz yüze yaptığımız görüşmelerden elde ettiğimiz sonuçları, tablolar şeklinde ve ayrı bölümlerde yorumlamak uygun olacaktır. Öncelikle öğrencilere yönelik anket çalışmaları ve yüz yüze görüşmelerin sonuçlarını, ikinci olarak iş piyasasına yönelik aynı tür çalışmaların sonuçlarını ve en nihayet öğretim elemanlarının görüş ve beklentilerini sunmaya çalışacağız. Çalışma sonuçları, ülke geneli için bir örnek kabul edilerek, mesleki eğitim sorunlarına karşı duyarlı olunması gereken hususların neler olduğunun tespiti, tespitlerden sonra ise çözümlerin neler olabileceği konularında bazı öneriler vermeye de gayret edilecektir.
4.1. Öğrencilere Yönelik Anket Çalışmasının Sonuçları
MYO öğrencilerine yönelik yaptığımız ankette ilişkin sonuçlar aşağıda tablolar halinde sunulmuştur. Öncelikle şunu belirtmekte yarar görmekteyiz ki; MYO öğrencilerine yönelttiğimiz ilk soruya aldığımız cevaplar, öğrencilerin sosyal amaçlı ön lisans okullarını severek ve çokta isteyerek tercih etmediklerini ortaya koymaktadır. Anketimize dahil edilen 300 öğrenciden yaklaşık % 16.3’ ü bölümünün tercih sırasını 1-10 arasında, % 44.7’ si 10-15 arasında ve yaklaşık % 39’ u 16-24 arasında yaptığı sonucunu vermiştir. Bu sonuç, öğrencilerin ön lisans eğitimi veren MYO’ları açıkta kalmamak veya ebeveynlerinin istekleri doğrultusunda bir okul okumak, çok azı ise eğitimini aldığı mesleği icra etmek amacıyla bu okulları tercih etmektedirler. Netice olarak mesleki eğitime yönelik MYO’lar, toplumumuzca henüz tam anlamıyla kavranamamış olduğundan, eğitim kalitelerinin ve statülerinin kesin çizgilerle belirlenememesi, ihtiyaçtan fazla eleman mezun etmeleri, fiziki şartlar ve uygulama olanaklarının kısıtlılığı gibi nedenlerle ebeveynler ve öğrenciler tarafından tam kabullenilmiş değildirler.
Tablo: 1- Öğrencilerin Okudukları Programları Tercih Nedenleri
Tercih Nedenleri |
Turizm ve Otelcilik |
İşletmecilik Prog. |
Muhasebe Progra. |
|||
Öğrencilerin halen okumakta oldukları programları tercih nedenleri branşlara göre farklılık arz etmektedir. Tablo 1’de de görüleceği gibi; anketimizi cevaplandıran öğrencilerden, Turizm ve Otelcilik programı öğrencilerinin % 47’si, İşletmecilik Programında % 26’sı, Muhasebe programında ise yaklaşık % 40’ı iyi bir işe girebilmek amacıyla bu programları, lisans tercihlerinden sonra yaptıklarını belirtmişlerdir.
Ankete katılan öğrencilerden Turizm ve Otelcilik programında % 24’ü, İşletmecilik programında % 15’i ve Muhasebe programında yaklaşık % 30’u kendi işlerini kurmak amacıyla programları tercih ettikleri anlaşılmaktadır. Yine aynı öğrencilerden Turizm ve Otelcilik eğitimi alanlardan yaklaşık % 15’i, İşletmecilik eğitimi alanların % 20’si, Bilgisayarlı Muhasebe eğitimi alanlardan % 28’i kaliteli bir eğitim alarak piyasada aranan bir eleman olmak için, okumakta oldukları programları tercih ettiklerini beyan etmişlerdir. Görüleceği gibi öğrencilerin MYO’lardan beklentileri son derece yüksektir ve beklentilerinin gerçekleştirilmesi gerekir.
Tablo: 2- Mesleki Ön Lisans Programlarında Okuyan Öğrencilerin Mezun Oldukları Liselerin Türleri
Mezun Olunan OrtaÖğretim Kurumu |
Turizm ve Otelcilik |
İşletmecilik Prog. |
Muhasebe Progra. |
|||
MYO’ların sosyal dallarını tercih eden öğrencilerin genellikle klasik lise kaynaklı oldukları Tablo 2’de görülmektedir. Ankete katılan öğrencilerden sadece muhasebe branşında okuyan öğrencilerin Ticaret Liselerinden gelenlerinin oranı yüksek çıkmıştır. Bu durum da gayet normaldir. Çünkü ticaret lisesi dışından MYO’ ların Muhasebe ile ilgili programlarına gelenler genellikle umdukları başarıya ulaşamamaktadırlar. Bu sebeple ticaret lisesi mezunlarının bu programlara girme şansı artmış olmaktadır.
Sosyal branşlarda başarısızlığın en önemli sebeplerinden biri, bu programları tercih eden öğrencilerin geldikleri kaynakların farklılığıdır. Başarısızlığı asgariye indirebilmek mümkündür. Bunun için de ortaöğretimde öğrenciler hangi alanda eğitim görüyorlarsa, ön lisans eğitiminde de aynı sahalara yönlendirilmeleri gerekir. MYO öğrencilerinin mezuniyetlerinden sonra çalışmak istedikleri sektörleri tercihli olarak gösteren anket sonuçları, Tablo 3’de verilmiştir. Tabloda da görüleceği gibi, hemen hemen tüm branşlarda öğrencilerin büyük bir çoğunluğu özel sektörde çalışmayı, bir kısmı ise kendi işini kurmayı, az bir kısmının ise kamuda çalışmayı düşündükleri sonucunu vermektedir. İlginçtir, bu sonuçlar kamunun istihdam açısından artık gelecek vaad etmediği gerçeğini, bu sebeple de çalışmak amacıyla daha az tercih edilmekte olduğunu da açıkça göstermektedir.
Tablo: 3- Öğrencilerin Mezun Olduktan Sonra Çalışmak İstedikleri İş Alanları
Çalışılmak İstenen Alan |
Turizm ve Otelcilik |
İşletmecilik Prog. |
Muhasebe Prog. |
|||
Anket sonuçlarından önemli olan biri de Tablo 4’de görüleceği gibi, öğrencilerin mezuniyetlerinden sonra, aldıkları eğitimle ilgili çalışmak isteyip istemedikleri konusundadır. Çalışma sonuçları, Turizm ve Otelcilik mezunlarından % 62’sinin, İşletmecilik mezunlarından % 57’sinin, Muhasebe mezunlarından yaklaşık % 81’inin mesleklerini icra etmek istediklerini ortaya koymaktadır. Mecburen mesleklerini icra edecek olanların sayısı da dikkate alındığında bu oranlar daha da artacaktır.
Tablo: 4- Öğrencilerin Mezun Olduktan Sonra Eğitimleri İle İlgili
Mesleklerini Yapmak İsteyip İstemedikleri
|
Mesleği Yapma İsteği |
Turizm ve Otelcilik |
İşletmecilik Prog. |
Muhasebe Prog. |
|||
Ankete katılan öğrencilerin, aldıkları teorik ve pratik eğitimi, piyasada iş bulmak açısından yeterli bulup bulmadıklarına ilişkin soruya verdikleri cevaplar Tablo 5’te verilmiştir. Bu sonuçlara göre; yeterli diyenlerin oranı, Turizm programında % 30, İşletmecilikte % 20 ve Muhasebede ise, % 34 civarındadır. Yeterli görmeyenlerin oranları ise sırasıyla; % 24.7, % 35.4 ve % 32’dir.
Teorik eğitim yeterli buna karşılık uygulama eğitimi yetersizdir diyenlerin oranı da sırasıyla; % 36.3, %30 ve % 22.7’dir. Uygulama yeterli, teorik eğitim yetersiz diyenlerin oranı düşük seviyededir. Bu durum da bize uygulamaya daha fazla önem verilmesi gerektiğini göstermektedir. Ancak teorik eğitimle ilgili konuları da her yıl yeni gelişmelere göre gözden geçirmek başarı için gereklidir.
Tablo: 5- Mezun Durumdaki Öğrencilerin Aldıkları Teorik ve Pratik Eğitimi
Piyasada İş Bulmak Açısından Yeterli Görüp Görmedikleri
|
Yeterli Görme Durumu |
Turizm ve Otelcilik |
İşletmecilik Programı |
Muhasebe Programı |
|||
MYO’ ların mesleki yeterlilik açısından eğitim süreleriyle ilgili anket sorumuza aldığımız cevaplar Tablo 6’da verilmiştir. Tablo incelendiğinde, öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun eğitim sürelerini yeterli bulmadıkları ortaya çıkmaktadır. Öğrencilerin % 50 den fazlası eğitim sürelerini yetersiz bulurken, kısmen yeterli bulanların oranı ise ortalama % 30’larda kalmaktadır. Eğitim sürelerini yeterli bulanların oranı ise yaklaşık ortalama % 18 civarındadır. Tablo sonuçlarına benzer cevapları işveren temsilcileri ile yaptığımız çalışma da vermektedir. Bu durumda eğitim sürelerinin daha rantabl hale getirilmesi kuşkusuz, eğitim kalitesi açısından büyük önem ar eder.
Tablo: 6- MYO’ ların Mesleki Yeterlilik Kazandırmak Açısından Öğretim
Sürelerini Yeterli Bulup Bulmadıkları
|
Yeterli Görme Durumu |
Turizm ve Otelcilik |
İşletmecilik Prog. |
Muhasebe Progra. |
|||
Öğrencilerin önerilerinden oluşan eğitim süreleri ile ilgili sorumuza alınan cevaplar Tablo 7’de verilmiştir. Alınan cevaplar gösteriyor ki, eğitim süreleri konusunda genel bir kabul şekillenmiş değildir. Çünkü, önerdikleri eğitim sürelerini 6 ayrı şekilde ortaya koymaları, bizim bu yargıya varmamıza neden olmuştur. Tablo iyice analiz edildiğinde, öğrencilerin ortak mesajının eğitim sürelerinin yetersizliği ve genellikle dört yıla yaygınlaştırılmasını istedikleri anlaşılmaktadır. Turizm programı öğrencileri, meslekleri icabı olsa gerek hazırlık eğitimini tasvip ederlerken, İşletmecilik ve Muhasebe programı öğrencileri hazırlık eğitimine pek iyi yaklaşmamaktadırlar.
İşletmecilik ve Muhasebe vb. programlarda % 40’lara yakın oranda 2 yıllık teorik-1yıllık pratik olmak üzere 3 yıllık süre genel kabul görürken, turizmde bu süre yaklaşık % 11 oranında kabul görmüştür. Ancak turizm programı öğrencileri % 30’a yaklaşan oranda, hazırlık+2 yıl teorik+1yıl uygulamalı eğitimi tercih ettikleri görülmektedir. Diğer sürelere pek fazla rağbet edilmediği tablo verilerinden anlaşılmaktadır.
Tablo: 7- Öğrencilerin Önerdikleri Öğretim Süreleri ve Oranları
|
Önerilen Eğitim Süresi |
Turizm ve Otelcilik |
İşletmecilik Prog. |
Muhasebe Progra. |
|||
4.2. İşverenlere Yönelik Anket Çalışmasının Sonuçları
Anket çalışması çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren toplam 120 işletme ile gerçekleştirilmiştir. İşverenlerin önemli bir bölümü ile aynı zamanda yüz yüze görüşmeler de yapılmış olup, elde edilen sonuçlar tablolar halinde aşağıda verilmiştir. Bu bağlamda, sektörler bazında iş görenlerin sayısı ve dağılımı Tablo 8’de görüldüğü gibidir. Ülkemizde istihdamın genelde orta ve küçük boyutlu işletmelerde oluştuğu gerçeği, tablo sonuçları ile de ispatlanmaktadır. Büyük ölçekli 17 sanayi tesisinde 3600 istihdam söz konusu iken, küçük ölçekli işletmelerde buna yakın istihdam söz konusudur.
Değişik sahalarda çalışan işletmelerde istihdam edilen iş görenlerin eğitim durumları Tablo 9’da verilmiştir. Tabloda görüldüğü gibi, inceleme konusu olan 120 işletmede çalışan yaklaşık 2605 elemanın % 24’ü klasik lise, % 23’ü MYO (Muhasebe+ İşletme+ Turizm ve Otelcilik+ vb.), % 17’si ticaret lisesi gibi hizmete yönelik okul mezunlarından oluştuğu görülmektedir. Piyasadaki istihdamın yaklaşık ¼’ünü ise değişik lisans ve ilköğretim mezunları oluşturmaktadır.
İşverenlerin, bir mesleğe yönelik hizmet amaçlı eğitim veren Ticaret liseleri ve MYO’ ların Turizm, İşletme ve Muhasebe gibi program mezunlarını istihdam etmeye başlamışlardır. Ancak istihdam henüz istenen seviyede değildir. Sektörün aradığı şartları taşıyan meslek elemanlarının sayısı arttıkça, işverenler de bu elemanları daha fazla istihdam edeceklerinin sinyallerini vermişlerdir.
Tablo: 8- Sektörlere Göre İş Görenlerin Dağılımı ve Sayıları
Sektörler |
İşletme Sayısı |
Oran (%) |
İş Gören Dağılımı |
İş gören Sayısı |
Hizmet SektörüHizmet SektörüHizmet SektörüSanayi SektörüSanayi SektörüTarım Sektörü |
39 23 16 13 17 12 |
32.5 19.2 13.3 10.8 14.2 10.0 |
1-4 5-10 11-50 51-100 100 den fazla 11-50 |
103 145 420 810 3600 132 |
Tablo: 9- Değişik Alanlarda Faaliyet Gösteren
İşletmelerde İş Görenlerin Eğitim Düzeyleri
|
İş Görenlerin Eğitim Düzeyleri |
İş Gören Sayısı |
Oran (%) |
İlköğretim OkuluKlasik Lise Ticaret Meslek Lisesi Turizm ve Otelcilik Lisesi Ön Lisans (Meslek Yüksekokulu) Lisans (Fakülte+4 yıllık Yüksekokul) |
287 631 447 254 608 378 |
11.4 24.2 17.2 9.8 23.3 14.9 |
Toplam |
2605 |
100.0 |
Araştırmaya dahil edilen işletmelerin büyük bölümünün çok küçük ve küçük ölçekli işletmeler niteliğinde olmaları, istihdamda lise ve meslek lisesi mezunlarının bu tür işletmelerde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu tür istihdamın esas nedeni, çalışanların uyumlu ve itaatkar olmalarıdır.
Tablo 9’da da görüleceği gibi, bu işletmelerde istihdam edilen lise seviyesindeki mezun sayısı meslek liseleri dahil toplam istihdamın % 61.8’dir. MYO mezunlarının toplam istihdam içindeki payı % 23.3, lisans mezunlarının oranı ise yaklaşık % 15 kadardır. Bu durum bize, iş piyasasının istihdamda zor ikna edilebilir olarak kabul ettikleri MYO ve lisans mezunlarını istihdamda isteksiz davranmaya sevk ettiğini göstermektedir.
Tablo: 10- İşyerlerinde İstihdam Edilen MYO (İşletmecilik, Muhasebe,
Turizm ve Otelcilik vb.) Mezunlarının Durumu
|
İşletme Sayısı |
Oran % |
Çalışanların Branşları |
Çalışan Sayısı |
Oran % |
|
51 34 26 9 |
42.5 28.3 21.7 7.5 |
Muhasebe Prog. Mezunuİşletmecilik Prog. Mezunu Turizm ve Otelcilik Pr. Mez. Diğer sosyal branş mezunu |
284 143 115 66 |
46.7 23.5 18.9 10.9 |
|
120 |
100.0 |
← T O P L A M → |
608 |
100.0 |
Tablo 10’da işletmelerin istihdam ettikleri toplam 608 MYO mezunu elemanın branşlara göre dağılımı yanında, MYO mezunlarını branşlara göre istihdam eden işletme sayıları ve bu bilgilerle ilgili oransal değerler yer almaktadır. MYO mezunlarını genellikle orta ve büyük ölçekli işletmeler istihdam ederken, Muhasebe ve işletmecilik programı mezunlarını büyük hizmet işletmeleri, tarım ve sanayi alanında hizmet veren işletmeler istihdam etmektedir. Turizm ve otelcilik mezunlarının ise, hizmet ağırlıklı konaklama, yeme-içme ve seyahat acentelerince istihdam edildikleri, diğer işletmelerde çok az da olsa istihdam imkanı bulabildikleri görülmüştür.
Tablo: 11- İşletmelerin İstihdamda Hangi Branş Mezunlarına Öncelik
Tanımak İstemektedirler
|
Çalıştırılmak İstenen Branş Mezunu |
İşletme Sayısı |
Oran (%) |
Tablo 11 ile ilgili sorumuza toplam 120 işletmeden sadece 75’i samimiyetle cevap verdiğinden, tablo bilgileri 75 işletmeye aittir. Anket sorumuza cevap veren işletmelerden önemli bir bölümü (yaklaşık % 75’i) MYO mezunlarını istihdam etmeyi arzuladıklarını, ancak mevcut bilgi ve deneyimlerinin yetersizliklerinden yakınmışlardır. Gelecekte de bu konuya olumlu yaklaşacaklarını ancak eğitim kalitelerinin arttırılması gerektiğini vurgulamışlardır.
Anket sonuçlarının ülke genelini kapsayacak şekilde yorumlanması durumunda; özellikle küçük-orta, orta ve büyük ölçekli işletmelerin daha uzun süre eğitim almış ve kalifiye ara insan gücü istihdam etmeyi arzuladıkları gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır. O halde kaliteli ara insan gücü yetiştirilmesinde MYO’ lara çok büyük görevler düştüğünü söyleyebiliriz. Tablo sonuçları ayrıca, işletmelerin büyük çoğunluğunun ön lisans eğitimi veren MYO’ lar hakkında genel bir bilgiye sahip olduklarını ortaya koymaktadır.
Anket çalışmamıza konu olan işletmelerin yaklaşık % 75’i ön lisans eğitimi almış MYO mezunlarını, ihtiyaçları doğrultusunda istihdam ettikleri, bu noktadan itibaren gittikçe artarak istihdam etmeye devam edecekleri, kendi beyanlarından anlaşılmaktadır. Yeni mezunların hem teorik hem de pratik olarak iyi eğitim almış olmaları durumunda ise, çalışma ortamına intibak sürelerinin kısalacağına inanan işletmeler çoğunluktadır.
Bir kısım işletmeler ise, bazı işlerin uzmanlık istemesi gibi özellikler sebebiyle, ön lisans eğitimi alan MYO mezunlarının, bazı pratik bilgilerden yoksun olduklarını beyan ederek, iş dünyası ile MYO’ ların çok sıkı bir işbirliği içine girmelerini, devlet ve okul kaynaklarının yetersiz kaldığı pek çok teknik malzeme için özel sektör olanaklarının devreye sokularak, MYO mezunlarının daha nitelikli yetiştirilebileceği hususlarında temennide bulunmuşlardır. Buraya kadar yaptığımız açıklamalarla ilgili istatistiki bilgiler Tablo 11 ve 12’de yer almaktadır.
Tablo: 12- İşyerinizde Tercihli Olarak Hangi Eğitimi Almış
Elemanları Çalıştırmak İstersiniz
|
İşletme Sayısı |
Birinci Tercih |
% |
İkinci Tercih |
% |
Sosyal amaçlı ön lisans eğitimi veren MYO’lar, ara eleman yetiştirme amacına yönelik faaliyet göstermeleri nedeniyle, küçük, büyük işletme ayırımı yapmadan, okul-işletme işbirliğinin yaygınlaştırılması gerekir. Ara eleman istihdamına yönelik bu okulların, statüleri konusunda, işletmeler pek fazla bilgi sahibi olmadıkları anlaşılmıştır.
MYO’ları bünyesinde barındıran üniversiteler derhal bu konuya el atıp, hiçbir endişeye mahal bırakmayacak tarzda, özel girişimcileri bilgilendirmeleri gerekir. Bilgilendirmenin yapılması halinde işbirliği imkanlarında önemli artışlar olacaktır. İşbirliğinin bir boyutu ise yasal zeminde gerçekleştirilmeli, bu amaçla MYO öğrencilerinin, ortaöğretimde uygulanan yasaya benzer bir şekilde, yeni bir kanun çıkartılarak kamu ve özel sektör kuruluşlarının imkanlarından uygulama amaçlı (staj vb.) yararlanmaları temin edilmelidir.
Bu sayede yasal statüye kavuşmuş MYO öğrencileri, staj ve benzeri uygulama imkanları sayesinde, daha iyi koşullarda ve nitelikli birer elemen olarak okullarından mezun olduktan sonra, iş hayatına atılmaları mümkün olabilecektir. Böylece mevcut haliyle üniversite kapısında bekleyen öğrencilerin MYO bölüm ve programlarına teveccühleri de artmış olacaktır. İş piyasasının MYO mezunlarından beklentileri üç tercihli olarak Tablo 13’de verilmiştir.
Tablo 13’de de görüleceği gibi; iş piyasasının MYO mezunlarından beklentileri oldukça fazladır. İşin esası da budur. Çünkü, bir ülkedeki eğitim kurumları, piyasanın istediği şartlara ne kadar uyumlu eleman yetiştirmekte ise, o kadar başarılı olmuşlardır. Şayet aranan şartların büyük bir kısmı mezun edilen elemanlarda bulunmamakta ise, eğitim kurumları ve yetkililer bu durumu sorgulamalı ve çağın gereklerine uygun olarak, gelişmiş toplumlar bu alanda neler yapmakta ise biz de bunları yapacak tarzda örgütlenmeliyiz.
Tablo: 13- MYO Mezunlarından İş Piyasasının Beklentileri (Tercihli Olarak)
|
Piyasanın Beklentileri |
İşletme Sayısı |
Oran % |
Çalışmaya dahil olan işletmelerden yaklaşık % 38’i mezun öğrencilerde; teorik bilgi yanında yeterli pratik bilgiyi, % 30 oranında bilgisayar bilgisine sahip olmalarını, ve yine % 30’u da mesleki bilgi yanında iyi derecede yabancı dil bilgisine sahip olmalarını, birinci tercih olarak istihdam edecekleri elemanlarda aramaktadırlar.
Yine aynı işletmeler ikinci tercih olarak; yaklaşık % 36 oranında kalite ve kalite standartları hakkında bilgi sahibi olunmasını, % 33 oranında iyi eğitimli ve dürüstlüğü, yaklaşık % 30 oranında ise girişken, ikna kabiliyeti yüksek ve medeni cesaret sahibi olunması gibi özellikleri, istihdam etmeyi düşündükleri elemanlarda aramakta olduklarını belirtmişlerdir.
Üçüncü tercih olarak ise; % 26 oranında ikinci bir yabancı dili bilmeyi, yaklaşık % 46 oranındaki işletme iş arkadaşları ile uyumlu olmayı, yaklaşık % 27 oranındaki işletme de, iş saatlerine riayet etmeyi, istihdamda aranacak koşullar olarak belirtmişlerdir.
Bu açıklamalar ve istatistiki bilgiler de bize gösteriyor ki, iş dünyası istihdam konusunda, çok büyük oranda nitelikli eleman aramaktadır. Nitelikli elemanlar kendiliğinden yetişmeyeceğine göre, MYO’lar bünyesinde sosyal amaçlı eğitim programlarının sadece sayısını arttırarak bu tür ihtiyaçlara cevap verilemeyeceğinin bilinmesi gerekir.
MYO’lar yeniden yapılandırılmalı, imkanlar ölçüsünde daha da spesifik branşlaşmalara gidilmeli, bu sayede piyasanın aradığı her alanda yeterli eğitimi almış iş gücü sağlanabilmelidir. Branşlaşmaya kesinlikle ortaöğretimin lise seviyesinden başlanmalı, Meslek Lisesi veya MYO mezunu olmadan iş ve meslek sahibi olunmasının zorlaştırılması gerekmektedir.
Böylece ortaöğretimden itibaren eğitim talepleri mesleki eğitime yönelmeye başlayacak ve uzun süre mesleki eğitim alan nitelikli elemanlar yetiştirilmesinin önü açılmış olacaktır. Meslek Liselerine ve MYO’ lara olan eğitim talebinin arttırılmasında, meslek lisesi mezunlarının orta öğretim başarı puanlarına göre sınavsız olarak üniversitelere alınmasının da çok yararlı olacağı kanaatindeyiz.
5. SONUÇ VE ÖNERİLER
Yüksek mesleki eğitim veren MYO’ ların ülke kalkınmasına ve iş dünyasında aranılan eleman yetiştirebilmeleri için, MYO-İşletme işbirliğinin yasal olarak daha etkin ve verimli hale getirilmesine ülkemizin acil ihtiyaç vardır. Bunun yanında iki yıl süreli yükseköğretimin mesleki ara eleman yetiştirme konusunda yetersiz kaldığı da bir gerçektir.
Uygulamaya dönük yapılan eğitimin daha zor olduğu bilinmekte ve daha uzun zaman gerektirdiği da aşikardır. Hatta bazı branşlar için yabancı dil bilme zorunluluğu da hesaba katıldığında, iki yıllık süre bir yıl yabancı dil hazırlıkla birlikte otomatik olarak üç yıla çıkmaktadır. Özellikle Dış Ticaret ve Turizm programları buna örnek verilebilir. Ancak teorik ve dil eğitimi pratikte yeterli olmamaktadır. Eğitim sürecinde, ya da eğitimin bir parçası olarak 2 yıllık teorik eğitimle birlikte, en az bir veya iki yıllık süre için uygulama destekli olarak eğitim süresinin arttırılması, nitelikli ara eleman yetiştirilmesi konusunda olumlu sonuçlar vereceği açıktır.
Çalışmamız sonucunda elde ettiğimiz bilgiler ve önerilerimizi aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür;
· MYO’ lar uygulamalı eğitime yönelik olmaları nedeniyle eğitim süreleri yetersizdir. En az iki yıl teorik bir yıl uygulama eğitimi olması gerekir.
· Eğitim konusunda MYO-İşletme işbirliği yapısal ve yasal bir zemine oturtulmalıdır.
· Mesleki temel eğitim ile bir kısım meslek dallarında okumakta olan öğrencilerin, kısa sürede piyasanın beklentilerine göre eğitilmeleri ancak bu süreçte mümkün olabilecektir. Dolayısıyla her branştaki mesleki temel eğitimin, yükseköğretim veren MYO açılmalıdır.
· Yüksek mesleki eğitimde uygulama alanlarının tam manasıyla yetersiz olmaması nedeniyle, özel ve kamu işletmelerinin uygulama imkanlarından yararlanılması kaçınılmaz olmaktadır. Özel ve kamu işletmelerinin uygulama imkanlarından yararlanılması, aynı zamanda okul bünyesinde sürekli yenilenemeyen teknolojinin takibini de kolaylaştıracaktır.
· MYO’larda görevli öğretim elemanlarının yaz aylarında, işletmelerde araştırma ve inceleme çalışmaları yaparak, hem kendilerine, hem öğrencilere hem de işletmelere yararlı olmaya yöneltilmelidir. Yani bu uygulamalar bilgi ve görgü arttırmanın yanında MYO-sektör işbirliğine de olumlu katkılar sağlanabilir.
· Uygulamalı Bilimler Enstitüleri kurularak, piyasadaki tüm işletmelerin karşılaştıkları sorunlara çözümler bulunmalıdır.
· Mesleki eğitim veren MYO’ nın sayısal olarak artışına, ihtiyaçlara uygun bir program dahilinde müsaade edilmelidir.
· MYO’ ların Müfredat Programlarının İş piyasası-okul-öğretim elemanı üçlüsü doğrultusunda, çağdaş bir yapıya kavuşturulmasına çalışılmalıdır ve en az üç yılda bir revize edilmelidir.
Kaynaklar
1. BALOĞLU, Zekai, “Üniversite-Sanayi Entegre Eğitim Projesi ve TEV”, I. Ulusal
Makine Eğitimi Sempozyumu, 25-27 Ekim 1989, İstanbul.
2. DİKEN, Ahmet, Sanayi ve Hizmet İşletmelerinde Toplam Kalite Yönetimi, Konya
Ticaret Odası Yayını, No: 8, Konya, 1998.
3. KÜÇÜKÇİRKİN, Mehmet, Üniversite-Sanayi İşbirliği, TOBB Yayını, Ankara,
1990.
4. SIBBON, E.B., İşletmelerde İşgücü Verimliliğinin Arttırılması, Çevirenler: Sinan
Artan-İnci Artan, Çağdaş Yönetim Dizisi, No: 1, Bilim Teknik Yayınevi,
İstanbul, 1991.
5. TÜRK YÜKSEKÖĞRETİMİNDE ON YIL, 1981-1991, 1981 Reformu ve Sonuçları,
Yükseköğretim Kurulu Yayını, Ankara 1991.
6. TURİZM BAKANLIĞI, Turizm Eğitimi, Konferans-Workshop, 09-11 Aralık 1992,
Ankara, 1992.
7. YÜKSEKÖĞRETİM Gelişme Planı, 1992-2012, MEB ve YÖK Başkanlığı Yayını,
Ankara, 1991.
on Aralık 24th, 2007 at 11:44
bana mail atarsanız sevinirim yhaaa ben türkiyede genelinde sadece turizm meslek liselerini okuyan toplam öğrenci sayısını söyler misiniz biliyorsanız durmayın cvp yazzzınnn!!! çok gereklli bu benim için,please b,lenler veye bulanlar cvp yazsın!!!