Bloglar - bLoglar - blOglar (Gültekin çetiner)


YÖK’ün Tarihe Geçecek Cumhurbaşkanı Seçimiyle İlgili Rektörler Komitesi Kararı

Posted in Üniversite, YÖK, Politika by Gültekin Çetiner on the Nisan 8th, 2007

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi YÖK’ün aldığı Rektörler Komitesi kararı Tarihe Geçecek Nitelikte olduğundan burada yer verilmiştir. Aşağıdaki yazı YÖK’ün ana sayfasından alınmıştır. Belki aynı kararı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra ana sayfada bulamayabiliriz. Aslını bozmamak için koyu olarak yazılan kısımlar aslına sadık kalarak koyu yazıyla yerleştirilmiştir. Yorumsuz ..

Nisan 2007
REKTÖRLER KOMİTESİ’NDEN DUYURU
Son bir yıldır, ülkemizde, yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili yoğun bir tartışma ve bundan kaynaklanan gergin bir ortam yaşanmaktadır. Bu konudaki tartışmaların ağırlık noktası, bu makama tarafsız bir kişinin seçilebilmesidir.

Anayasamızda, Devletin başı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil etmenin yanı sıra, Anayasal kurumlar arasında dengeyi, düzenli ve uyumlu çalışmayı gözetme yetkisi ve görevi de Cumhurbaşkanı’na verilmiştir ( m. 104/ 1). Böylesi bir işlevin yerine getirilebilmesinin tarafsızlığı gerektirdiği kuşkusuzdur. Tarafsız Cumhurbaşkanı, siyasal rejimimizin güvencesidir. Bu bakımdan, milletvekili andında ( m. 81) yer almayan “ tarafsızlık” sözcüğü, Cumhurbaşkanı andında ( m. 103) özenle vurgulanmaktadır.

Anayasamız, Cumhurbaşkanı seçme yetkisini, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne tanımakla birlikte; seçilecek olanın, varsa partisi ile ilişiğinin kesileceğini, milletvekili sıfatının sona ereceğini öngörerek, Meclis’in Cumhurbaşkanı seçme yetkisinin çerçevesini de çizmiştir. Cumhurbaşkanının tarafsızlığına ve partilerüstü konumuna yönelik bu çerçevenin, geçmişe ve geleceğe dönük temenni ve ölçütleri de içerdiği kuşkusuzdur. İşte bu nedenle, Meclis’in Cumhurbaşkanı seçme yetkisini ve görevini bu doğrultuda özenle kullanması Anayasa’nın amir hükümleri gereğidir.

Anayasamız ( m. 105/ 3), Cumhurbaşkanı’nın cezai açıdan yalnızca “ vatana ihanetten” sorumlu olabileceğini öngörüyor. Bu makama aday olacak kişilerin, geçmişte, sorumluluk doğurabilecek bir suçlandırma veya şaibe altında olmamaları da büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, adayların, özgeçmişinin yanı sıra, başta laiklik ilkesi olmak üzere, Cumhuriyetin değiştirilemeyecek niteliklerini ve bunun ayrılmaz parçası ve temeli olan çağdaş bilimi benimsemiş ve sindirmiş olmaları da Anayasal bir zorunluluktur.

3 Kasım 2002 seçimleri, 1950’ den bu yana yapılan genel seçimler içinde, en adaletsiz sonuçlar doğuran bir seçim olmanın ötesinde, % 45 oranındaki geçerli oyun Meclis’te temsil edilmemesi nedeniyle, aynı zamanda bir temsil zafiyeti de yaratmıştır. Bu temsil zafiyetinin Cumhurbaşkanlığı makamına taşınmaması için, Cumhurbaşkanı seçiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir uzlaşmanın gerçekleşmesi de kaçınılmazdır.

Öte yandan, Anayasamızın 102. maddesinde, “ nitelikli toplantı ve karar yeter sayılarını” belirleyen özel hüküm, Cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşma sağlanabilmesinin hukuki çerçevesini oluşturmaktadır. Yeter sayılara ulaşılamaması halinde ve dolayısıyla da Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde, “ derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir” hükmü de, uzlaşamamanın yaptırımıdır ve sorunun çözümü de halkın hakemliğine sunulmaktadır. Bu bakımdan, Anayasamızın 102. maddesi, hukuki yorum yöntemleri ihmal edilmeden, sağduyu ile değerlendirilerek varılacak uzlaşma, gelecekte Cumhurbaşkanlığı ile ilgili meşruiyet tartışmalarını da gündemden kaldıracak bir emsal oluşturacaktır. Bu aşamada, içinde bulunduğumuz son derece gergin ortamın, daha da endişe verici boyutlara tırmanmaması için, laik, demokratik, hukuk devleti ve çağdaş bilime inanmış bir Cumhurbaşkanının seçilmesinde, hepimize sağduyu ile uzlaşıcı sorumluluklar düşmektedir.

Sonraki Sayfa »