Bloglar bloglar bloglar ………..

 

26 Ekim 2007

Bloglarda Aklı Selime Davet

Bloglardan Aklı Selime Davet

Bugünlerde aklı selim düşünmeyi engelleyen tüm toplumu saran duygusalca, aklı selim gözetilmeden gerçekleştirilen bazı olaylara Etnik Ayırımcılık SPAM’lara da bulaştı yazısında değinilmişti. Blog kullanıcıları internette güncel haberlerin yayılmasında çok büyük önem taşıyorlar. Bir anlamda gündemi onlar tayin ediyorlar. Bloglara sahip tüm kullanıcıları aklı selime davet ediyoruz. Olayın ehemmiyetini daha da ortaya koyan bir derleme yazısını Serdar dostumuz göndermiş. Yararlı olması dileğiyle aynen aktarıyoruz.
Bugünlerde “Kürt” olmak
Bir Kürt arkadaşım anlatıyor: “İki gün önce Nişantaşı’nda bir berbere gittim. Tıraş olacağım. İçerisi kalabalık. Bir yandan iş yapılıyor bir yandan haberler izleniyor. Her ekranda başka bir kanal. Girdik mi girecek miyiz..
Sonra DTP başkanı çıktı. Üzüntülerini söylemeye çalışıyorlar. Koro halinde küfür başladı. Kıyamet kopuyor. Televizyonu kıracaklar nereyse. Hep beraber bağrışmaya başladılar: ‘Kürtlerin tümünü kesmek lazım zaten, her tarafı bir güzel bombalayacaksın, taş taş üstünde bırakmayacaksın, Diyarbakır diye bir şey kalmayacak, gerekirse canlı canlı gömeceksin, hepsi hain bunların..’
Hadi bakalım! Sıkıysa görüş belirt. Sıkıysa de bakalım “Baba bombalamayı düşündüğün yerlerde benim anam, babam, kardeşim, anneannem, babaannem, dedelerim, yeğenlerim, kuzenlerim ez cümle bütün sülalem yaşıyor”. Bir elinde ustura bir elinde bir KÜRT kafası, hadi bakalım davet et o berberi akla mantığa!!..”
Hayır edemezsin. Zira hadise PKK aleyhtarlığından komple bir Kürt aleyhtarlığına döndü..
Ve Kürtler sanki sadece Diyarbakır, Van ve Hakkari’de yaşıyorlarmış gibi sokaklara ulu orta, en küçük bir frene basmaya gerek duymadan Kürt aleyhtarlığı yapılmaya başlandı.
Manava gidiyorum, küfür kıyamet, eczaneye gidiyorum küfür kıyamet, kuru temizlemeciye gidiyorum küfür kıyamet..
Sayın halkımız yine unuttu ki biz iç içe yaşıyoruz. Ve yine unuttu ki Kürt dediğin sadece inşaat işçisi değildir, Kürt dediğin sadece pazarcı değildir, Kürt dediğin sadece esmer değildir.
Müşteri diye taksine aldığın sarışın kadın, sakalını kestiğin reklamcı, evini kiraladığın bankacı, kaldığın “butik” otelin sahibi, çocuğunu teslim ettiğin öğretmen, zerzevat sattığın ve yazılarına pek bayıldığın köşeci DE pekala Kürt olabilir.
Ne yapsın şimdi onlar sen yanlarında Kürtlere dere tepe düz giderken? “Hepsi hain, hepsi işbirlikçi, hepsini bombalayacan!” dediğin zaman?
Bir başka Kürt arkadaşım ilkokul öğretmeni ve öğrencilerinden duyduklarından siniri bozulmuş vaziyette. “Evlerde küçük Kürt katilleri yetişiyor gibi gelmeye başladı. Nerelisiniz diye soracaklar diye ödüm kopuyor” diyor. İlkokul öğrencilerinden söz ediyorum dikkatinizi çekerim!

Beni facebook’tan bulan eski sınıf arkadaşlarımdan da gelip duruyor ırkçı mesajlar.. Hiç akıllarına gelmiyor belki ben bir Kürdüm?!? Eskiden bunu belirtmeye gerek duymuyorduk ama yani tipim göstermiyor diye olamaz mıyım? Bir batı ilinde beraber okula gittik diye Kürt olma ihtimalim yok mudur?
Kürt değilim tamam ama belki bir Kürt’le evlendim?! Çocuklarım yarı Kürt?! Eniştem belki Kürt?! Kuzenler yeğenler belki yarı Kürt?!
Olamaz mı? Hayatında silah tutmamış yeğenlere, kuzenlere hain gözüyle mi bakacağım bundan sonra hanımefendiler beyefendiler küçük akıllarıyla böyle buyuruyor diye?
İpin ucu bir kaçtı, öyle böyle değil. Bugünlere Türk olmak ne kadar zorsa memleketin batısında bir Kürt olmak da o kadar zor anladığım kadarıyla.
Zaten fiili saldırıların da başladığını duyuyoruz oradan buradan. Basınımız da yer almıyorsa da kulaklara geliyor.. Nereye gidiyoruz nereye?

Tuğçe Baran - VATAN

Terörist başı Sakık’tan müthiş itirafSakık’ın arkadaşı ve terör yazarı Tuncer Günay’a yazdığı 10 Ekim tarihli mektupta ilginç değerlendirmeler yer aldı. Sakık mektubunda, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, bir süre önce Diyarbakır’da yaptığı, “Devlet terör örgütünün insan kaynaklarını kurutamadı, gençlerin dağa çıkmasını önleyemedi” tespitinin haklılığını ortaya koydu. Başbuğ’un, “Çocuklarını dağdan indirmeye ikna etmeleri için ailelerle ilişki kuracaklarını” söylediğini de anımsatan Sakık, şunları vurguladı:

ÇIKIŞ ÖNLENİRSE İNİŞ SAĞLANIR

“Bence de gençlerin dağa çıkmaları engellenemez ve dağdakilerin aşağı inmeleri sağlanamazsa, hiçbir askeri operasyon, ekonomik ve sosyal tedbir tek başına istenen başarıyı getiremez. Zaten dağa çıkmak ile dağdan inmek, birbirine bağlı. Dağa çıkmanın önü alınırsa, dağdan inme o kadar kolaylaşır. Eğer, dağa çıkışlar devam ederse; ne yapsanız dağdakileri indiremezsiniz.

ESKİ-YENİ FARKI

Geçmişte çocukları dağa çıkan aileler, çocuklarını ikna edip indirmek için akla hayale gelmeyen yöntemler uygularlardı. O dönemde dağda olmanın aileye getireceği siyasi, ekonomik rant yoktu. Hatta, o aile çevre içinde tecrit durumundaydı. Ama, 30 yılda bu konuda da bir değişim yaşandı.

DTP’LİLERİN DAĞDA YAKINLARI VAR

Şu anda çocukları dağda olanlar, dağda kimsesi olmayanlardan daha fazla siyasi ve ekonomik rant sağlayabiliyorlar. Örneğin, çocukları dağda olan ya da dağda vurulan ailelerden birileri belediyelere alınıyor, belediye imkanlarından yararlandırılıyor. DTP milletvekilleri ve yöneticilerinin hemen tamamının vurulmuş veya dağda yakını bulunuyor.

DAĞIN RANTI

Abdullah Öcalan ismi olmasaydı Mehmet Öcalan belediye başkanı olamazdı. Kız kardeşim Adife Sakık dağda vurulmasa, benim 18 yılım dağda geçmese, Sırrı Sakık milletvekili olamazdı. Ahmet Türk, PKK’ya militan verdiği için DTP’nin başında.

ÇOCUKLARININ KANIYLA YAŞIYORLAR

Aileler, örgüte katılan çocuklarının kanıyla yaşamaya başlamışken, çocuklarını dağdan indirme çabasına gireceklerini hiç sanmıyorum. Bunu kendi ailemden biliyorum. Ben ve kardeşim Arif, dağdan indiğimiz için ailemizden yemediğimiz söz kalmadı. Hakaretle yetinmeyip, bize ambargo uyguladılar. On yıldır kendi kendimizle başbaya bırakıldık. Bize, ‘dağda ölseydiniz ama inmeseydiniz, toplum içinde başımızı kaldıramıyoruz. Bari siyasi savunma yapın’ diyorlardı. Üvey annem, ‘ailenin bu kadar emeği, kanı boşa mı gidecek’ diyordu.

DAĞDAN İNDİRMEK İÇİN

Bu ateşte yanan ailesi değil, militanın kendisi. Doğrudan militana ulaşmak daha zor, daha karmaşık olsa da uzun vadede sonuç veren bir yaklaşımdır. Devletin resmi görevlilerinın, güvenlik güçleriyle militana ulaşması imkansız. Bunu, örgütten kopan militanlar yapabilir. Çünkü, en çok onlar birbirlerinin dillerinden anlayabilirler.

Hürriyet

İddalar vahim: Gece görüşlü Apache sınırda keşif yaparken Dağlıca ve çevredeki askerin konuşlanma şekli, uydu bilgilerine ek olarak bu Apache tarafından detaylandırılıp PKK’ya ulaştırıldı. Şamil Tayyar, ABD’nin Guam adasında eğittiği peşmergelere dikkat çekti. Küresel terör konusunda eserleri bulunan Prof. Dr. Nurullah Aydın’ın tespitlerine yer veriyor:

  • 3 bin Peşmerge CIA tarafından Guam adalarına eğitim için götürülmüştür. Bunlar Barzani’nin silahlı gücünü oluşturmuştur.
  • ABD, Öcalan’ı teslim ederken Marksist üst yönetimi tasfiye etmiş, lider kadrosunu kendisiyle işbirliği yapacak şekle sokmuştur.
  • ABD ordu envanterindeki 150 silah kaybolmadı, Barzani ordusuna verildi. PKK da bundan yararlandı.
  • Barzani askerlerinin istihbarat eğitimini MOSSAD yürütmektedir. -İnsansız uçaklarla bölge sürekli kontrol altındadır. Türkiye ve İran askeri hareketlenmeleri, uydu ver yer haberleşme ağıyla Barzani ABD-İsrail tarafından tespit edilmektedir.
  • Türk ordu birlikleri haberleşme şifre ve kodları ABD ve İsrail teknolojisi ile iç içe olduğundan TSK’nın istihbarat ve haberleşme ağı takip edilmektedir.
  • Son saldırılar; PKK görüntüsü altında ABD-İsrail-Peşmerge ortak operasyonudur.
  • Türk-Kürt çatışma senaryosu uygulanıyor.
  • Irak’ta etnik ve mezhep ayrışması projesi, PKK adlı sanal örgüt eliyle Türkiye’de gerçekleştirilmeye çalışılıyor.
  • PKK ve, PEJAK, Barzani, Talabani ordusuyla bütünleşmiştir.
  • ABD, bölgede Kürt devlet projesinin çekirdek yapılanmasını sağlamıştır.
  • Amaç, Kuzey Irak Kürt yapılanmasının baltalanmaması, İran’a yönelik ABD-İsrail askeri harekatına karşı çıkan Türkiye’yi işbirliğine mecbur etmektir.


Samil TAYYAR- STAR

Ramazan bayramindan once Sirnak ve Diyarbakir’da 15, son olarak Hakkari Cukurca’da 12 askerimizin sehit olmasi buyuk uzuntu ve tepkilere sebeb oldu.

Yurdun her tarafında PKK terör örgütüne karşı, çığ gibi büyüyen yürüyüşler mitingler düzenlendi…
Ana kucağındaki bebekten, elinde bastonlu dedeler tüm dünyaya birlik ve beraberlik mesajı verdi…
Yüzbinlerden, ‘Şehitler Ölmez Vatan Bölüünmez’, ‘Kahrolsun PKK’, ‘Türk Kürt Kardeştir, PKK kalleştir’ sesleri yükseldi…

Bu protestolardan memnuniyetini dile getiren Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başta olmak üzere birçok kişi veya kuruluş, halkı provakasyonlara karşı uyanık olması doğrultusunda uyardı…
Elbette bu uyarıyı yapanların göz önünde bulundurduğu çok önemli noktalar vardı:

Çünkü, PKK’nın bu saldırılarla bölgede gittikçe yoğunlaşan Türkiyelilik bilincinin kendi çıkarlarına ters düştüğünü farketti…

Terör örgütünün en büyük amacı bölgede Kürt milliyetçiliğini yeniden ön plana çıkarmak…
Öte yandan 22 Temmuz’daki seçimler ile 21 Ekim’deki halk oylamasının sonucunda AK Parti’nin burada ne kadar güçlendiğini gören örgüt, büyük bir telaş içerisinde…

Diğer önemli nokta ise, bu mitinglerde bazı grupların, vatandaşlarımızı galeyana getirerek Türk-Kürt ayrımcılığını teşvik eden sloganlar atmasına sebep olmasıdır…

Bu da, yıllarca bu vatan topraklarında aynı havayı soluyan, aynı tastan su içen ve en önemlisi bu vatanı Kurtuluş Savaşı’nda emperyalist güçlere karşı savunan Kürt vatandaşların dışlanması, ötekileştirmesini beraberinde getirecektir.

Aslında bu tehlike, Türk ordusuna hain saldırı düzenleyen terör örgütü PKK’nın kanlı saldırılarından daha büyüktür…

Çünkü tüm dünya Türkiye’de yaşayan halkların zor durumlar karşısında birbirine nasıl bağlı olduğunu çok iyi biliyor…

Ülkeyi büyük bir kaosa sürüklemesine sebep olacak böyle bir olayın yaşanmaması için herkesin büyük bir çaba göstereceğini temenni ediyoruz….

Sonraki Sayfa »

Meslek Rehberi <--> Malezya
Ödüllü SEO Yarışması

Meslekler

2007 ÖSS Soruları ve 2007 ÖSS Soru Bankası